Anasayfa İtikat İlmi EHLİ SÜNNET İTİKADI / ECEL

EHLİ SÜNNET İTİKADI / ECEL

Bismillâhirrahmânirrahim!

Bu sayımızda, Ehli Sünnet itikadından ecel konusunu işleyeceğiz….
Ecel: Bir şeyin sona erdiği vakit, yani ölüm anıdır. Bütün eşya sonunda yok olacaktır.

“Her şey, helak olucudur; ancak O’nun Zat’ı müstesna…”


Âlemde canlı cansız ne varsa hepsi sonunda yok olacaktır. Hepsinin bir eceli, yok olma, tükenme anı vardır. Bu vakit, Allahu teala katında malumdur.


Hadisi şerifte kişi annesinin rahminde iken 120 günlük olunca bir melek gönderilir ve rızkı, eceli ve said mi şaki mi olacağı yazdırılır. Bu kaderdir. İşte ecelin ne zaman geleceği yani ömrün ne kadar olacağı meçhuldür.

Adamın biri rüyasında Cebraili a.s. görmüş, ona eli ile işaret etmiş. Adam buna bir mana verememiş. Acaba kaç gün veya sene ömrüm kaldı? Beş gün mü? Beş ay mı? Beş yıl mı? Ne kadar âlim dolaşmışsa hiç biri mana verememiş. Sonunda İmamı A’zam’a r.a gelmiş ve durumunu anlatmış.

Yüce İmam r.a. : Korkacak bir şey yok, sana demek istediği şey mugayyabatı hamsedir, yani gaybî olan beş şeydir. On-lara işaret etmiştir. Bunlar ayeti kerimede beyan edilen beş şeydir.

1-Kişinin ne zaman öleceği.

2-Yağmurun ne zaman, nereye ne, kadar yağacağı.

3-Anne rahmindeki çocuğun ne olacağı

(yani erkek mi, kız mı? Cennetlik mi, cehennemlik mi? sağlam mı, sakat mı?)

4-Kişinin nerde öleceği.

5-Kıyametin ne zaman kopacağı.

İşte kişinin eceli ve âlemin eceli, sade-ce Allah katında malumdur, onu bilme ye çalışmak, lüzumsuz yorulmaktır. Ölüm vaktini bilmeye çalışmaktansa, ölüme hazır lanmak daha uygundur. Kişi, sadece kendi ameliyle huzuru ilahiye gelecektir. Eğer affa layıksa şefaate mazhar olur, değilse kendi ameli de veya şefaatçiler de onu kurtaramaz.

ECEL DEĞİŞİRMİ?

Halkımız arasında şöyle bir anlayış dolaşır: Ecel ikidir. Eceli müsemma, eceli kaza. Yani vakti belli olan ecel ve kaza ile ortaya çıkan ecel. Bu anlayış noksandır, yanlıştır. Zira Allahu teala katında ecel tektir, değişmez, O’nun bilgisinin dâhilinde sabittir. Vakti gelince ne ileri ne de geri gitmez. Ancak bazı şeyler var ki ömrün ziyadesine vesile olur. Sadaka ve sıla-i rahim, gibi.

Bu meselenin şöyle izahı vardır: Allah-u teala katında herkesin ömrü ve eceli bellidir. Ancak Allah-u teala, bazı ameller neticesinde kuluna belli miktar ömür vereceğini tayin etmiştir. Eğer kullar o teşvik edilen şeyleri yaparlarsa, onlara vaad edilen ömrü elde edecek olduklarını da, Allah-u teala bilmektedir. Kul hangi ameli işlerse işlesin neticede yaşayacağı hayatın şekli ve miktarı Allah-u teala katında bellidir ve malumdur. Burada Allah-u teala’nın ilminde bir değişiklik olmaz, kulun amelinde bir gayret olur. Kul uzun ömürlü ve mutlu bir hayat arzu ederse, sadaka ve diğer hayırlı amellere yapışır ve neticede ömrü onun hakkında son derece bereketli olur.

Kaza neticesinde ölen kişi de kendi eceliyle ölmüştür. ‘Genç yaşta aramızdan ayrıldı’, gibi hatalı sözleri sarf etmek gerçek ilim ehli Müslümanlara yakışmaz. Ölümün genci yaşlısı yoktur. Kabristanlığa gidip bakalım ne kadarı yaşlı ne kadarı genç?

DOKTORLARIN HASTA İÇİN VAKİT BİÇMESİ?

Bazı hastalıklarda doktorlar hasta için “Üç ayı kaldı, beş ayı kaldı, bundan ümit kesildi” gibi bazı sözler söyler. Hâlbuki kişiden ruh çıkmadıkça ölüm meydana gelmez. Ruhun ne zaman çıkacağını dok-tor nerden bilecek?

Evet! Mesele öyledir, ruh çıkmadan ölüm meydana gelmez. Ancak doktor ve diğer meslek sahiplerinin tecrübeleri de Allah katında makbuldür, itibar edilir. Onlar sürekli gelen bir tecrübeye dayanarak insafla konuşurlarsa, Allah-u teala da onları yalancı çıkartmaz. Ekserde isabetli olurlar. Fakat yüzde yüz isabet ettiklerini de söyleyemeyiz, zira nice hastalar var ki, ölecek diye beklenir de hala daha yaşarlar.

O halde “Allah’tan ümit kesilmez” sözünü aklımızdan çıkartmayalım. İlim ehli nin sözüne de değer vererek, sebeplere yapışarak Allah-u tealaya tevekkül edelim.

ECELİ BİLMEMENİN FAİDESİ NEDİR?

Eceli bilmemek, kişinin devamlı kulluk üzere yaşamasını sağlar. Her an ölüm için hazırlıklı olmasını temin eder. Zira Allahu teala’nın vaadine inanan bir müslüman, o vaadin her an geleceğini bilir ve hazırlıklı olmaya gayret eder. Şayet ecel belli olsaydı, herkes o vakte kadar tembellik ederdi ve o vakit yakınlaştığı zaman tevbe ederek ibadetlerini yapmaya başlardı.

Hâlbuki bu şekil Allahu teala’nın muradı değildir. Allahu teala bizlerin hayat boyunca kulluk yapmamız dilemiştir. Her mevsimde oruç tutmak, her yaşta namaza devam etmek, günün her bölümünde kulluk için vazifelerini yerine getirmek, hasta veya sıhhatte, ikamet veya sefer halinde, kadın veya erkek herkesin kulluğa devam etmesi görmek istemiştir. Bu dileğin de Allah-u teala ya verdiğimiz sözü tut-malıyız, kulluğa her halde devam etmeliyiz.

İşler iyi gittiği zaman, cepte para oldu-ğu zaman, sıhhatli olunduğu zaman, yaşla nınca ibadetlere koyulursak; bunların aksi olduğunda ibadetten kaçarsak, bizim için sadakatli kul denmez, belki menfaatçi, fırsatçı kul denir.

O halde ecelin bilinmemesinde büyük hikmetler gizlidir. Biz buna teslim olup Allahu teala’dan uzun ömür dileyerek rızasına göre yaşamaya çalışalım, asıl hayat ahirettedir. Orası ebedidir, orada ölüm yok, hastalık yok, açlık yok, susuzluk yok, yani yok yok.

ECEL MESELESİYLE ALAKALI AYETİ KERİMELER:


Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hâla şüphe ediyorsunuz.” (En’am:2)

“Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gidebilirler.” (A’raf:34)

“Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları tayin edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” (Nahl:61)

Ali KARA

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile



Son Eklenenler

Çok Okunanlar

Etiket Bulutu