Anasayfa Fıkıh İlmi Orucun Mahiyeti

Orucun Mahiyeti

orucOrucun Mahiyeti: Oruç, ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden nefsi kesmek, demektir. İmsak sözünün karşıtı iftar’dır. Şöyle ki: Hiç oruç tutmamak bir iftar olduğu gibi, güneşin batışından sonra orucu açmak da bir iftardır. Oruçlu iken orucu bozacak bir şeyin yapılması da bir iftardır.

Ramazan orucu, Peygamberin hicretinden bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılınmıştır. Bunun farziyeti kitap, sünnet ve icma ile sabittir. "Oruç size farz kılındı." (Bakara suresi, âyet: 183) âyet-i kerîmesi bunu emretmektedir.

Bu çok mübarek ve pek feyizli ibadete gereği üzere devam edenlere müjdeler olsun!..

Ramazan orucunun sebebi: Ramazan günlerinden herhangi birinde oruca başlama-ya elverişli bir kısmına yetişmektir. İşte bu zamana yetişen veya bu müddet içinde oruca ehliyet kazanan her müslüman için o günün orucu farzdır.

Ramazan orucunun kazasına sebep, yine evvelce ramazan ayına yetişmiş olmaktan başka bir şey değildir.

Oruçlu için Müstahab Olan Şeyler: Oruç tutacak kimsenin sahur yemeği yemesi müstehabdır. Bunun vakti, gecenin sonudur. Sahur yemeği, insana oruç için kuvvet verir. Sahurun geciktirilmesi müstehab ise de, ikinci fecrin doğup doğmadığından şüphe edilecek bir zamana kadar geciktirilmesi mekruhtur.
İftarı acele yapmak, yani akşam namazından önce oruç açmak müstahabdır. Böylece oruç hali, namazda kalbin huzuruna engel olmaz. Fakat hava bulutlu olunca, iftar için acele edilmez, ezan okunmuş olsa bile. Orucu hurma gibi tatlı bir şeyle açmak mendubtur. Oruçlu kimsenin, yakınlarına ve fakirlere fazlaca yardımda bulunması müstahabdır. Oruçlunun mümkün olduğu kadar gece ve gündüz Kur'an okumak, zikir yapmak, Peygamberimize Salât ve Selam getirmek ve ilimle uğraşmak suretiyle meşgul olması müstehabtır. Oruçlunun boş ve yararsız sözlerden dilini tutması da müstahabdır. Gıybetten, söz taşımadan kaçınmak ise her zaman vaciptir. Ancak bu kaçınmanın gerekliliği Ramazanda daha çok kuvvet kazanır. Oruçlu için İtikâf (evlere gitmeyip mescitlerde kalarak ibadet ile meşgul olmak) da müstehabdır.

Ramazan orucunu tutmaya engel olacak derecede bedene takatsizlik verici işlerde bulunmak caiz değildir. Öğleye kadar çalışıp sonra dinlenmelidir. Mümkünse bazı işleri, ücret karşılığında başkasına gördürmelidir.

Orucun farz oluşuna ve yerine getirilme-sinin (edasının) farz oluşu ile sıhhatine dair şartlar vardır. Şöyle ki: Oruçla mükellef olmak için İslâm, akıl ve buluğ şarttır. Onun için bu vasıfları toplamayan bir kimseye oruç farz değildir. Orucun yerine getirilmesi (edası)nın farz olması için sıhhat ve ikamet(yolcu olmamak) şarttır. Onun için hasta olana ve yolculuk halinde bulunanlara, bu hallerinde oruç tutmak farz değildir. Bunlar oruçlarını tutamayınca, sonra o tutamadıkları oruçları kaza ederler. Bir orucun edası edilmesinin sahih olması için niyet etmek, hayız ve nifas hallerinden temizlenmiş olmak şarttır.

Orucun Vakti: Orucun vakti ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar devam eden müddettir.

Oruçlara Ait Niyetler: Herhangi bir oruca kalp ile niyet yeterlidir. Oruç için sahura kal-kılması, saati kurması vs. de bir niyettir. Niyetin dil ile de yapılması mendubtur. Ramazan orucu, tayin edilmiş adak ve mutlak nafile oruçlar için niyetin vakti, güneşin batışından başlayarak kaba kuşluğa kadar devam eder. Bu zaman içinde niyet edilebilir. Fakat tam öğlen vakti veya ondan sonra akşama kadar hiç bir oruca niyet edilemez. Böyle niyet hususunda, yolcu olan ve olma-yan, sağlıklı ve hasta olanlar eşittir.

Oruçlu İçin Mekruh Olan ve Olmayan Şeyler: Oruçlu kimsenin istincada (büyük abdest temizliğinde) ve abdest alırken ağzına, burnuna su verirken aşırı gitmesi, fazla su doldurup taşırması mekruhtur.

Oruçlunun bir özrü bulunmaksızın pişirilen yemeği yalnız ağzı ile tatması mekruhtur.

Oruçlu bir kimsenin satın alacağı bal ve yağ gibi şeylerin iyi olup olmadığını anlamak için yalnız ağzı ile onlardan tatması da mekruhtur.

Oruçlu kimsenin, önceden çiğnenmiş beyaz ve parçalanmaz bir sakızı çiğnemesi mekruhtur. Fakat yeni bir sakızı çiğnemek caiz değildir. Erkekler oruçlu olmadıkları zamanlarda da sakız çiğnemeleri hoş değildir. Bir özür sebebiyle çiğneyeceklerse, gizlice çiğnemeleri güzel görülmüştür. Oruçlunun kan aldırması, orucunu koruyamayacak şekilde zayıf düşmesinden korkulursa mekruhtur, değilse mekruh olmaz.

Ramazanda harareti azaltıp serinlenmek için ağza ve buruna su almak ve soğuk su ile yıkanmak, mekruh değildir. Çünkü böyle yapmakla ibadete yardım edilmiş ve doğal olan sıkıntı giderilmiş olur. Kendine güvenemeyen bir oruçlunun zevcesini öpmesi ve okşaması mekruhtur. Oruçlu kimsenin zevcesi ile çıplak olduktan halde sarılmaları kendine güvensin veya güvenmesin, her halde mekruhtur.

Oruçlu kimsenin cünüp olarak sabahlaması veya gündüzün uyuyup ihtilam olması orucuna zarar vermez. Fakat mümkün olduğu halde geceleyin yıkanmamak mekruhtur. Oruçlu kim senin gül ve misk gibi kokuları koklaması da mekruh değildir. Sürme çekmesi, bıyık yağı kullanması da mekruh değildir. Orucu Bozan ve Bozmayan Şeyler: Kasten yiyip içmek ve oruca aykırı olan işleri yapmak orucu bozar. Bu işlerin bir kısmı yalnız kazayı ve bir kısmı da hem kaza, hem de kefareti gerektirir. Unutarak bir şey yemek ve içmek veya cinsel ilişkide bulunmak orucu bozmaz. Yanılarak yemek yiyen bir oruçluya rastlanınca, eğer oruç tutmaya güçlü görülüyorsa, ona oruçlu olduğunu hatırlatmamak, harama yakın mekruhtur. Fakat çok yaşlı ve zayıf kimse olunca, diğer ibadetleri sağlam yapabilmesi için, ona hatırlatılmaz.

Uyku halinde bir şey yiyip içmek orucu bozar. Bu yanılma işi gibi sayılmaz. Hata yolu ile yiyip içmek de orucu bozar. Bunun için, oruçlu olduğunu bildiği halde bir kimse, kasıt olmaksızın hata ile bir şey yiyip içse, abdest alırken boğazından aşağı su kaçsa veya ağzına yağmur ve kar taneleri düşüp midesine doğru gitse orucu bozulur ve üzerine kaza gerekir. Ağza su verip çalkaladıktan sonra ağızda kalan yaşlığın tükürükle beraber yutulması orucu bozmaz. Yine insanın baş kısmından burnuna inen akıntıyı kasten içeri çekip yutması da orucu bozmaz. Dişlerin arasından çıkan kan boğaza gidecek olsa, eğer az olur da içeriye geçmezse, orucu bozmaz. Çünkü adet gereği bundan korunmak mümkün değildir. Fakat çoğunluğu kan olur ve tadı duyurulur bir halde bulunursa, yutulunca oruç bozulur. Çıkarılan diş için de bu haller geçerlidir. Kişinin konuşmaktan veya başka bir sebepten dolayı tükürükle ıslanmış dudaklarını emmesi, orucunu bozmaz. Gözyaşı veya yüz teri ağza girecek olsa, Eğer bir ve iki damla gibi az bir şey ise, orucu bozmaz. Fakat tuzluluğu bütün ağız içinde duyulacak derecede fazla olup da oruç hatırda iken yutulacak olsa, orucu bozar.

Yenilmesi kastedilmeyen ve kendisinden kaçınılması mümkün olmayan bir şeyin içeriye gitmesi orucu bozmaz. Onun için, ilaç olarak ağrıyan dişe konulan karanfilin tadı tükürükle boğaza kaçarsa, havada dağılan duman vs. lerden kalkan toz, orucu bozmaz.

Dişlerin arasında kalmış olan bir yemek kırıntısı yutulsa, eğer az bir şey ise, orucu bozmaz, fakat çok olursa bozar. Nohut tanesinden küçük olan şey azdır, nohut tanesi kadar olan şey de çoktur. Bu bir ölçüdür.

Nohut büyüklüğünden az olup dişler arasında kalan bir şey, ağızdan çıkarılıp sonra yenirse orucu bozar. Bir kusuntu, sahibi tarafından kasten getirilince Eğer ağız dolusu ise, ittifakla orucu bozar.

Yalnız yapışmak, öpmek ve oynamakla oruç bozulmayacağı gibi, yalnız bakmak ve düşünmek sonucu cünüp olsa da bozulmaz.
Şırınga yapmak, buruna ilaç akıtmak, kulağa yağ damlatmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Fakat kulağa giren su, orucu bozmaz. İnsanın derisinden içeriye sızan şeyler orucu bozmaz. Bunun için vücuda sürülen yağ veya yıkanılıp içeriye soğukluğu geçen sular ve kremler orucu bozmaz. Yine, göze dökülen bir ilaç orucu bozmaz. Oruçlunun kendi işi olarak ağzından başka, vücudunun herhangi bir kısmından içine giren veya başkası tarafından sokulup vücuda yarar sağlayan herhangi bir şey orucu bozar.

Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Özürler:

Yolculuk: Ramazanda en az üç günlük (doksan km’lik) bir yere gidecek olan kimse, geceden oruca niyet etmeyebilir. Fakat bir kimse oruç tuttuktan sonra, gündüzün yolculuğa çıksa, bu yolculuk o ilk gün için bir özür sayılmaz, orucuna devam etmesi gerekir.

Hastalık: Bir hasta canının helak olacağından veya aklının gitmesinden veya hastalığının artmasından veya uzamasından korkacak olursa, oruç tutmayabilir ve tutmuş olduğu orucu bozabilir. Sonradan iyileşince tutamadığı günleri kaza eder. Bununla beraber yalnızca bir kuruntuya bağlı korku yeterli değildir. Ya hastanın tecrübesinden veya görülen belirtiler-den dolayı kendisince kuvvetli bir zan bulunmalıdır. Yahut uzman olan müslüman bir doktor tarafından haber verilmelidir.

Zorlama Hali: Hayata tesir edecek veya bir uzvun (organın) telef olmasına sebebiyet verecek şekilde bir zorlamadan dolayı oruç açılabilir, bu caizdir.

Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse açlıktan veya susuzluktan dolayı helak olmasından veya aklına bir noksanlık gelme-sinden bir tecrübeye ve belirtiye veya müslüman bir doktorun haberine dayanarak korkarsa, orucunu sonra kaza etmek şartı ile bozabilir.

Gebelik, sütannelik: Şöyle ki, Ramazanda gebe bulunan, ya kendisinin veya başkasının çocuğuna süt veren bir kadın, kendisine veya çocuğa bir zarar gelmesinden korkarsa, orucunu bozabilir. Sonra onu kaza eder.

Hayz ve Nifas Hali: Bir kadın Ramazanda gündüzün adet görmeğe başlarsa veya çocuk doğurursa, orucu bozulmuş olur. Artık adet günlerinde ve lohusalık müddetinde oruç tutamaz, caiz değildir. Ramazanda adet gören bir kadın geceleyin adet kesilip temizlenecek olsa bakılır: Eğer adet günleri tam on gün ise, ertesi gün ramazan orucuna başlar. Fakat on günden az ise, âdeti kesildikten sonra imsak vaktine kadar yıkanmasına yetecek kadar fazla bir zaman kalmışsa, yine oruca başlar. Bu kadar bir vakit bulunmaz ise, yıkanması arkasından hemen imsak zamanı olursa, o gün oruca başlamaz; çünkü böyle on günden noksan adet görenler hakkında yıkanma müddeti de adet vaktinden sayılır.

Yaş büyüklüğü: Kendisine şeyh-i fani denilen çok yaşlı ve güçsüz bir kimse oruç tutmayabilir. Şeyh-i fani, o ihtiyar kimsedir ki, ölünceye kadar vücuduna zafiyet gelir ve tekrar kuvvet bulmadan ölür. Böyle bir kimse için her ramazan gününün orucuna karşılık bir fidye vermek gerekir.

Yolcu ile hasta aşikâre yiyebilirler. Ancak kendilerini yolcu veya hasta olarak tanımayan insanlara karşı açıktan yemeleri uygun değildir. Suçlanmadan kurtulmak ve din kardeşlerine saygı göstermek için meydanda yememelidir. Hayızlı ve lohusa için de, gizli yiyip içmek edebe daha uygundur.
Oruç tutması gerekmeyen bir kimse, ramazan günleri içinde oruç tutmasını gerektiren bir hal ile karşılaşırsa, günün geri kalanını oruç tutması (yiyip-içmemesi) uygundur. Mesela: İmsak vaktinden sonra temizlenen haiz veya lohusa bir kadın, o günün akşamına kadar imsak etmelidir.

Bir yolcu için güçlük yoksa, ramazan orucunu tutması daha faziletlidir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile



Son Eklenenler

Çok Okunanlar

Etiket Bulutu